Trendin Arka Yüzü: “Light Emitting Diodes” – Giriş

Kutuda Yazmayanlar

Çoğumuz, ışığın ve aydınlatmanın insan hayatı üzerindeki etkisinin farkında değiliz. Farkında olanlarımız ise bu etkinin boyutlarından henüz haberdar değil. Işık ve insan yaşamının ilgi çekici ilişkisi hakkında yıllar boyunca birçok araştırma yapılmış, çok sayıda tez ortaya atılmış, kimisi toplum tarafından kabul edilmiş ve benimsenmiş kimisi ise ya inandırıcılığı yetersiz bulunduğundan ya gündelik yaşamımıza adapte edemediğimizden ya etmeye üşendiğimizden ya da tamamen piyasanın adapte etmemizi istemediğinden, kenara atılmış. Ancak gerçek şu ki, teknoloji son hızıyla ilerlemeye ve değişmeye devam ediyor ve bu değişim elimizdeki akıllı telefonları, masamızın üstündeki bilgisayarları veya sürdüğümüz arabaları kapsadığı kadar, gün boyu altında oturduğumuz ışığı ve aydınlatma sistemlerini de kapsıyor. Bu değişim ne yazık ki insanların ve hayatlarının temposundan çok daha hızlı gerçekleşiyor. Dolayısıyla da aslında en son model akıllı telefonu satın aldığımızda hissettiğimiz “teknolojiyi ve değişimi takip edebiliyorum” hissi maalesef  bir yanılgıdan fazlası değil çünkü hayatımıza yeni dahil olan teknolojilerin insan üzerindeki etkilerini kavramak için onlara sahip olmak yeterli olmuyor. Hayatımızın en derinine soktuğumuz ve günlük yaşamımızın bu denli önemli parçaları haline getirdiğimiz tüm bu teknolojilerin bize nasıl davrandıklarının ve onların bu sanal davranış biçimlerinin değişen ve gelişen teknolojiyle nasıl değiştiklerinin ve insan sağlığına nasıl etki ettiklerinin ne kadar farkındayız? Daha kötü haber ise; aydınlatma endüstrisindeki takip edilmesi neredeyse olanaksız olan bu değişimin bir Macbook fabrikasındakinden daha yavaş olmadığı.

Haberler daha da kötüleşme eğilimi gösteriyor. Çünkü hiçbirimiz, -buna mutfağına ampül alan ev sahibi de, yaptıracağı 30 katlı plazanın her odası için aydınlatma tasarımı hizmeti alan müteahhit de dahil- bizi ışığın nasıl etkilediğini, hangi ürünü neden almamız ya da neden almamamız gerektiğinin farkında değiliz. İlk çıktığı andan beri hayalini kurduğumuz akıllı telefonumuzun onlarca kutu açılım, kullanım ve ilk izlenim videosunu izleyip, satın almaya gittiğimizde elimizde nasıl durduğuna bakıp, öncesinde edindiğimiz onca bilgiye rağmen tüm detayları bir de satış temsilcisinden dinleyip eve gelir gelmez tüm uygulamalarını ve yeni özelliklerini incelememize rağmen bırakın internetten araştırmayı veya satış temsilcilerine ve üreticilerine danışmayı, hangimiz yeni aldığımız ampülün kutusunda yazanları okuyoruz? Hangimiz üzerindeki renkli grafiklerin veya harflerin ne anlama geldiğini biliyoruz? Ampüllerin akıllı telefonlar kadar karmaşık olmadıkları ve onlar kadar beceri vaad etmedikleri bir gerçek. Yine de bu, onları akıllı telefonlarımız kadar kullanmadığımızı ya da üzerimizdeki etkilerinin onlar kadar olmadığını  göstermiyor. Örneğin, sosyal medya hesaplarımızdaki tüm paylaşımları gördükten sonra akıllı telefonumuzu masanın üzerine bırakırız ancak tepemizdeki parlak ofis ışıkları yine de yanmaya devam eder. Veya sizin aslında sosyal medyadan biraz uzaklaşmak ve arkadaşınızla güzel bir Pazar günü geçirmek için gittiğiniz alışveriş merkezinde zaten bir ışık banyosuna maruz kalırsınız. Ne yazık ki kötü haberler devam ediyor; akıllı telefonlarınızdan ya da bilgisayarlarınızdan uzaklaşmaya çalışırken ışığın ve etkilerinin hayatınızda daim kaldığı gibi, ışığa bir süreliğine ara vermek adına akıllı telefonunuza yönelmek de bir çözüm değil. Çünkü ışık bu sefer de bilgisayar, tablet ve telefonlarınızın ekranlarında ve tuşlarında karşınıza çıkıyor. Ve bu karşılamanın üzerinizdeki etkisi sandığınızdan çok daha fazla.

Her ne kadar vaad ettikleri ve kapasiteleri akıllı telefonlar ve tabletler kadar karmaşık olmasa da ışık kaynakları ve aydınlatma ürünleri, günlük yaşamımızın büyük bir parçası olduğu kadar teknoloji sektörünün de önemli demirbaşları. Öyle ki, aydınlatma endüstrisi LED (Light emitting diodes) teknolojisinin yükselişi ve gelişimi ile son yıllarda piyasadaki tahtını iyice güçlendirmiş durumda. Hayatımıza en son çıkan akıllı telefonlar kadar hızlı giriş yapan ve daha ne olduğunu, kullandığımız eski “Edison” veya floresan lambalardan ne farkı olduğunu kavrayabilmiş değiliz. Tek bildiğimiz bize söylenen birkaç olumlu söylemden ibaret; daha az elektrik harcadıkları, daha küçük ve daha esnek oldukları gibi. Tıpkı yeni aldığımız akıllı telefonumuzun kamerasının bir öncekinden daha iyi olduğundan emin olduğumuz gibi yeni aydınlatma teknolojilerinden ve bunların faydalarından da oldukça eminiz. Peki ya daha fazlası varsa? İşin arka yüzünde bilmediğimiz bir şeyler olabilir mi? Ya aldığımız ampulün kutusunda onu almadan önce bizi iki kere düşündürecek bir bilgi varsa? Daha korkuncu, ya bizi iki kere düşündürecek olan bilgi kutunun üzerinde yazmıyorsa?

Sizlerle paylaşacağım bu yazı dizisinde evlerimize, işyerlerimize, metroya, otobüse, arabalarımıza, akıllı telefonlarımıza, bilgisayarlarımıza hatta her gün tırmandığımız merdivenlerin basamaklarına, kısacası günlük aktivitelerimizin geçtiği her alana bir anda bu kadar hızlı dahil olan bu yeni aydınlatma ve ışık teknolojisi, LED lambaların hayatımız ve insan üzerindeki muhtemel etkilerinden ve bu konu hakkında gözümüzden kaçırdıklarımızdan bahsedeceğim. Altı başlık altında inceleyeceğim bu etkilerin bazılarına çoğumuzun kulak aşinalığı var, bazılarını ise belki de  ilk defa duyuyor ve konuşuyor olacağız. Hochschule Wismar’da “Architectural Lighting Design” yüksek lisans programının üçüncü döneminde daha detaylı bir şekilde araştırma ve açığa çıkarma fırsatı bulduğum bu konu ve yazı dizisi hakkındaki temennim; teknolojiyi kötülemek, yermek veya hayatımızdan tamamen soyutlamayı önermek yerine, farketmediğimiz, bilmediğimiz veya bilmek istemediğimiz birkaç noktaya değinmek, teknolojiden ve LED lambalardan en az hasarla faydalanmak, zararlarını minimize etmek hatta mümkünse bunları değiştirmek adına farkındalık yaratmaya çalışma çabası olarak algılanması olacaktır. Aydınlatma tasarımının, ışığın, insanların ve bu üçü arasındaki güçlü ilişkinin büyük bir hayranı olan bendeniz, şimdiden yakılacak (veya söndürülecek!) birkaç ampül için kendi adıma hem siz okuyuculara hem de beni bu konuda araştırma yapmaya iten Hochschule Wismar profesörlerine teşekkür eder, iyi okumalar dilerim.

Metin: Manas Deniz

Buradan da okuyabilirsiniz: PLDturkiye.com

Bölüm 1: Gerçekçi Yanılsamalar

Bölüm 2: Parlak Gelecek

Bölüm 3: Batmayan Güneş (yakında)

Bölüm 4: Yeni Nesil Alex DeLarge (yakında)

Bölüm 5: İki Eski Dost (yakında)

Kapanış: Vahşi (yakında)