Bölüm2: Parlak Gelecek (Trendin Arka Yüzü: “Light Emitting Diodes”)

Parlak Gelecek

LED aydınlatmaların hane ölçeğinde yarattıkları farkın beklentilerin altında kaldığı aşikar. Bu değişim total sonuçlara da bakılınca vaad edilen sayılara ulaşmayı bırakın, teknolojik esneklik, ürün çeşitliliği ve Jevons Paradoksu’nun kayda değer etkisiyle henüz olmasa da, yakın gelecekte grafiği eksiye çevirme eğilimi dahi gösteriyor. Lakin bu hayalkırıklığının tam anlamıyla yüzümüze vurması için yakın geleceği beklemeyen başka ölçekler mevcut. Bunlardan en önemlisi ise şehir ölçeği. Tıpkı ev sahiplerinin ve sahibelerinin konutlarında yaptıkları gibi valiler, belediye başkanları, muhtarlar ve diğer tüm yetkili devlet görevlileri de LED aydınlatmaların verimliliğinden ve faydalarından şüphe duymayarak köy, kasaba ve şehir ölçeklerinde yıllardır nam salmış, sıcak turuncu renkleriyle anımsayacağımız yüksek ve düşük basınçlı sodyum lambalardan (high pressure, low pressure sodium lamps) vazgeçmeye ve yeni LED aydınlatma sistemlerini kullanmaya başladılar bile. Bu değişimin başlıca sebepleri arasında tahmin edileceği üzere şehir ölçeğinde sağlanacak enerji tasarrufu, dolayısıyla maddi tasarruf yatıyor. İlginçtir ki, sokak, yol ve dış mekan aydınlatmasında geleneksel sodyum lambaların tercih edilmesindeki ana sebep yine sağladıkları güç tasarrufuydu. Watt başına 100 ila 260 Lumen ışık üretebilen (ki bu oranlar en yüksek verimle çalışan LED lambalarla kafa kafaya yarışabilecek hatta onları geçebilecek  rakamları temsil ediyor) sodyum lambaların bu alandaki başarısı hiç de yabana atılacak cinsten değil. Özellikle düşük basınçlı sodyum lambalar monokromatik olduklarından ve spektrumlarında yalnızca 590 ila 600 nanometre arasındaki dalga boyunu bulundurduklarından çok fazla enerji harcamadan insan gözünün görebilmesi için yeterli ve kritik olan ışık içeriğini sağlamış oluyorlar.

Spektrumlarının bu denli dar olmasının diğer bir avantajı, gece gökyüzüne (dark sky ya da night sky) ve doğal yaşama etkilerinin spektrumu daha geniş olan diğer ışık kaynaklarına kıyasla çok daha az müdahale ediyor olmaları. Doğru yönlendirilmiş ve örtülmüş ürünler kullanıldığı takdirde light-spill dediğimiz, istenmeyen yöne ışık yayılması durumunu ve sonucunda meydana gelen günümüz sorunu ışık kirliliğini minimize edebilen sodyum lambalar, doğal yaşamın korunması, gece gökyüzünün oluşturulması ve astronomik incelemeler yapılması adına büyük aşamalar kaydederek son yıllarda bu alanlarda isim yapmış olan Flagstaff (Arizona, ABD) ve San Diego (Kaliforniya, ABD) gibi yerleşim yerlerinde öncelikli tercih edilen ışık kaynakları olmayı başarmış durumda.

Pabucunu tüm kuvvetimizle dama attığımız sodyum lambaların dezavantajları elbette ki yok değil. Örneğin, özellikle LED lambalarla kıyaslandıklarında dar spektrumlarının bir sonucu olarak sundukları düşük Renksel Geriverim İndeksini (CRI, Colour Rendering Index) bir dezavantaj olarak görmek mümkün. Bu bizim renkleri ayırt etmemizi ve cisimleri en doğru renkleriyle görmemize engel olan bir faktör. Lakin sokak ve yol aydınlatmalarından en büyük beklentimiz, eğer geceleri tuvalinizi elinize alıp manzara resimleri çizen bir ressam değilseniz, bize renkleri en doğru şekilde göstermeleri olmayabilir. Bu aşamada devlet yetkilerinin ve aydınlatma tasarımcılarının tasarım ve yerleşim önceliklerini belirleyip, karar vermeleri gerekiyor. Doğal yaşama ve gökyüzüne en az olumsuz etkide bulunan ve yüksek verimlilikle çalışan ancak tüm nesneleri bize sarı ve turuncu tonlarında gösteren sodyum lambalar mı, yoksa spektrum içerikleri nedeniyle yüksek miktarda mavi ışık içeren (ışıklarının rengi mavi olmasa dahi bu durum geçerli), doğal yaşama ve gökyüzüne, bilinçsiz ve gereksiz aydınlatma yöntemleri ve miktarlarıyla da birleşince oldukça olumsuz etkide bulunma eğilimi gösteren ancak bize nispeten daha iyi renkler sunan (dış mekan LED aydınlatma ürünlerinde özellikle talep edilmedikçe rastlanan CRI, 100 üzerinden 80 civarıdır) yine yüksek enerji verimliliği sağlayan LED lambalar mı? Ancak nihai karar ne olursa olsun, bilinçsiz bir şekilde tamamlanmış bir aydınlatma tasarımı ve ürün seçimiyle ışık kaynağı farketmeksizin enerji tasarrufu ve yeterli aydınlık düzeyi sağlanamadan çevreye zarar vermek de mümkün.

LED lambaların ürün çeşidi ve aydınlatma yöntemleri anlamında daha fazla seçenek sundukları bir gerçek. Küçük ışık kaynakları oldukları için yönlendirilmeleri ve esneklikle yerleştirilmeleri, büyük ve kaba sodyum lambalara kıyasla çok daha zahmetsiz. Ancak bu esneklik ve çeşitlilik, tıpkı hane sahiplerinde olduğu gibi tasarımcıların ve devlet yetkililerinin de kafasını karıştırmaya oldukça müsait özellikler. Son yıllarda yapılan araştırmalara bakacak olursak, şehir ölçeklerinde aydınlık düzeylerinin kayda değer oranlarda arttığını görüyoruz. Parlaklaşan şehirler doğal yaşama ve gece gökyüzüne olumsuz anlamda oldukça fazla etkiliyor. Bu durumu destekleyecek şekilde GFZ Alman Jeoloji Araştırma Merkezi’nde (GFZ German Research Centre for Geosciences) araştırmacı olarak görev yapan Christopher Kyba, LED aydınlatma ürünlerinin beklenilenin çok altında hatta aksine etkide bulunduklarını, yeni teknolojilere geçiş yapan nispeten daha zengin ülkelerin bu geçişle daha düşük aydınlık seviyelerine ulaşılmaları beklenirken, bir çoğunda kayda değer bir değişim olmadığını, geri kalanların ise aksine daha da parlak yerleşim yerleri oluşturduklarını ve diğer ülkelerin de gittikçe daha parlak ve daha fazla miktarda aydınlatma ürünü kullanarak LED lambalar ve enerji tasarrufu arasında vaad edilen ilişki ve gelişimin gerçekçi ve istikrarlı olmadığını belirtiyor. Benzer şekilde International Dark Sky Association (IDA), üyesi fizikçi John Barentine, dünya çapında ışık kirliliğinin giderek arttığına ve geleneksel ışık kaynaklarından yeni teknoloji aydınlatma yöntemlerine geçişin vaad edilen enerji tasarrufunu sağlamadığına değiniyor.

Son yıllarda, şehir ölçeğinde  geleneksel ışık kaynaklarından LED aydınlatmalara yapılan en kapsamlı geçişlerden birini gerçekleştiren Los Angeles’ın (Kaliforniya, ABD) LED öncesi, (2010) ve LED sonrasına (2012) ait uydu fotoğrafları.

Yıldızların yeteri kadar görünmemesini, yarasalar gibi gece canlılarının fazla ve yanlış ışıktan kalıcı olarak etkilenmelerini hatta yönlerini kaybedip ölmelerini, yapay ışığın yanılttığı, ay ile yön bulan ve soyu tükenen su kaplumbağalarını veya her yıl bilinçsizce aydınlatılmış bina ve gökdelenlerin yanlış yönlendirerek öldürdüğü milyonlarca göçebe kuşu umursamıyor olabilirsiniz. Ancak parlak mavi ışıklardan tek etkilenen yıldızlar ve ekosistem değil. Biz insanlar da, 380 ila 500 nanometre arasında patlama yaşayan LED lambalara ve sonucunda yüksek miktarda içerdikleri mavi ışığa gün batımından sonra maruz kalmaya alışık değiliz. Gözümüzden derimize ve hormonlarımıza kadar tüm vücudumuz güneş ışığından ve gün içerisinde yansıttığı farklı dalga boylarından etkileniyoruz. Öğle vakti kısa dalga boylu mavi ışığa maruz kalmaya alışıkken, sabahları ve akşamları uzun dalga boylu kırmızı ve turuncu renkteki ışığa alışız. Dolayısıyla gün batımından sonra alışık olmadığımız yüksek enerjili ve kısa boylu mavi ışığa maruz kalmak ne kadar sağlıklı olabilir? Gözlerimiz, vücut ritmimiz ve uyku düzenimiz yanlış zaman ve miktardaki mavi ışığa nasıl tepki verir? İnsan vücudu, avcı toplayıcı atalarımızın gün batımından sonra 1800 kelvin renk sıcaklığındaki ateşin yaydığı ışığa veya 1900’lerin başına kadar kullandığımız mum, gaz lambası, ve enkandesan lambaların en fazla 2700 kelvin gibi düşük bir renk sıcaklığına sahip ışığına alışmışken akşamları birden parıldamaya başlayan 4000, 5000 hatta 6000 Kelvin’lik LED lambalara ve ışık sıcaklıkları düşük miktarlarda olsa dahi istisnai durumların haricinde içlerinde barındırdıkları kısa ve yüksek enerjili dalga boylarına nasıl tepki verecek? Sağlımız ve vücut ritmimizi koruyabilmek adına kendimizi gün batımından sonra enkandesan lambalarla ve mumlarla donattığımız evlerimize kapadığımızı varsayalım. Evimizde güvende olduğumuzu düşünsek dahi, mavi ışığın en az LED sokak lambaları kadar yoğun ve güçlü olduğu akıllı telefon ve bilgisayar ekranlarından korunmak adına gece uyumadan önce sosyal medya hesaplarımızda gezinmemeyi de göze alabilecek miyiz?

Referanslar:

Metin: Manas Deniz

Buradan da okuyabilirsiniz: PLDturkiye

Giriş

Bölüm 1: Gerçekçi Yanılsamalar

Bölüm 2: Parlak Gelecek

Bölüm 3: Batmayan Güneş (yakında)

Bölüm 4: Yeni Nesil Alex DeLarge (yakında)

Bölüm 5: İki Eski Dost (yakında)

Kapanış: Vahşi (yakında)